20 Mayıs 2008 Salı

sevgili hanımlar


söz verdiğim tarif: 3-4 su bardağı un, bir çay bardağı yoğurt, bir paket kuru maya, 3/4 çay bardağı sıvı yağ, varsa yarım paket labne ve bir yumurtanın akını ılık su ile yoğuruyoruz. illa ki kulak memesi kıvamında olan hamurumuzu yarım saat beklettikten sonra içlerine beyaz peynir-kaşar peyniri rendelenmişi- maydonoz karışımlarından koyarak poğça yapıyoruz. üzerlerine de az önce bahsi geçen yumurtanın sarısını güzelce (ama bak burası çok önemli) sürüyoruz. nazar değmesin diye de çörekotlarıyla süslüyoruz. tepside 5 dk beklettikten sonra bu sırada 170 dereceye gelmiş olan fırında pembeleşinceye kadar...sonra da afiyetle...

aytepe adı verilen cennetin dünya mümessili mekanda üç gün geçirip döndük. apartmanda yaşayan adamla bahçeli evde yaşayan adamın yaşam kalitesi arasındaki farkın büyüklüğünü düşünüp duruyoruz dünden beri. çok büyük gerçekten. hele de adam çocuksa.

3 yorum:

gazoz kapağı dedi ki...

bu aytepe, babanın kendi elleriyle yaptığı yer mi? yoksa başka bir yer mi? Maşukiyedeki o yerin adının bu olup olmadığını merak ettim. Ayrıca bahçeli evde oturmak hakikaten çok güzel bir şey. diğeri bir kabile yaşantısına benziyor. bizim izmitteki evimizde müstakil iki katlı bir ev. İstanbula gelince bir hafta uyuyamamıştım. üstümde birilerinin dolaştığı onların da üstünde birilerinin dolaştığı bir evde uyuyamam diye düşünüyordum ki bir hafta sonra alıştım. ee koç burcu. çobuk geçiyorum levelları. fakat şu an en çok yusuf için mutluyum. sabah kuş sesleriyle uyanıyor. çatımızda iki kuş var isimlerini hasan ve Osman olarak koydu. daha sonra bunlardan birinin kız olması gerektiğini düşündü ve osman zeynepe bıraktı yerini. işte böyle

Ayse dedi ki...

evet bu aytepe babamın kendi elleriyle ve kuzeni zekeriya kaptan'ın elleriyle yaptığı ev. yuvacık/servetiye/aytepe şeklinde adres ediliyor. bekliyoruz bak ilk fırsatta, annem de söyledi ayşelerle fatmalar da buyursunlar çok memnun oluruz diye.

vedide yalınayak dedi ki...

ben de bu davete çok memnun oldum. hele ki ikikelime'deki fotoğrafları gördükten sonra. orası ormanın ortası ya hu, dağın tepesi!

bunları defaatle sen de söylemiş olsan da -bir cümlede bu kadar dahi anlamı kullandım anlayın artık hayranlığımı- yine de şaşırmaktan alamadım kendimi.

çok teşekkür ederim nunihal teyze. çok teşekkür ederim ayşe, size de teşekkür ederim, ağaçlar, dağlar filan :)