10 Aralık 2015 Perşembe

son zamanlarda

az önce kırılandan sonra sadece iki tane çay bardağım kaldı.
ellerimi pek iyi kullanamıyorum. geri kalanımı da. altı ayım kaldı. inşallah yeterim.

28 Kasım 2015 Cumartesi

bizim buralar

Bismillah

"Ölüm de var. Toprak da var. Hesap da var. Eyvallah... Evelallah..."

Bilmenin katmanları vardır, bilirsiniz. Bir iç kata geçtiğinizde önceden bildiğinizi sandığınız şeyi bilmediğinizi fark etmek gibi. Senelerdir Allah'ın her günü bir şekilde ölümden bahsederim kendime, ama bilmiyormuşum yine de. Annem ölünce işte en çok buna şaşırdım. Ölüm varmış, dedim. Hakkat varmış.

Sonra ne mi oldu. Sabah ve akşam. Eskisi gibi olmadı hiç. Ya daha renksiz ve kokusuz günlerdi veya daha coşkulu. Ama aynı olmadı hiç bir daha.

Yalnızlıktan midem bulandı, başım döndü, o derece. Kusucam yalnızlıktan.

İnsanlara gülümsesem de geçmiyor, konuşsam da, kızsam da geçmiyor, yanlarından uzaklaşsam da.

Ölümü düşündürüyor bu bana. Kabirde yalnız olmak geliyor sonra aklıma. Herhalde yalnızlık nedir bilmiyormuşum diye düşünürüm o zaman da. Yalnızlık varmış derim, hakkat varmış.




13 Kasım 2014 Perşembe

katip arzuhalim

Yazmak zorundayım. Blog yazarımın ben. Bloga yazarım.

Soyadı "şükür" denebilecek biri ki bir yazardır kendisi ve ben onu tam ismiyle buraya arama motorlarından gelinmesin diye yazmıyorum, şöyle konuşmuştu:

"Ş - bir kimsenin yazar olduğu nereden bellidir? Kime yazar denir? Siz, ne zaman kendinize yazar dersiniz?
Sizin de tanıdığınız biri cevap verdi, ben değilim -  yazdıkları yayınlanınca ve başkaları onu yazar olarak gördüklerinde
Bilgece gülümsedi şükür - hayır. Siz yazdığınızda ve kendinize yazar dediğinizde yazar olursunuz."

Yazmak zorundayım çünkü yazmadığım zamanlar beynimi kullanmıyorum. Düşünmek için yazmam gerekiyor. Düşünüp sonra yazmıyorum çünkü ben. Yazarken düşünüyorum. Düşünmeye ihtiyacım var. İşte bunun için yazmaya.

İleride ne olacak, geride ne olmuştu. İleri ve geri diye bir şey var mı? Yok sanki. Anım var. Anı oluyor sonra.

Sevgiyle selamlarım.

25 Kasım 2013 Pazartesi

ciğer buradaysa kedi nerede?

"sürçtüğün zaman ümidini kaybetmen, senin evvelce ameline güvendiğinin alâmetidir."

Allah'a güveneceksin. Bu iş Allah'la olur.

ben bir tek Allah muhtacıyım diyen adama fakir denir.

Allah'a ancak Allah ile vâsıl olunur fakr ile değil.

bir haberleşme aracı olarak blogger

ayşeciğim yeni şiir kitabın çıkmış. tebrikler. öpüyorum çocukları. beyefendiye hürmetler.

pis

sigarayı bırakıcam dedim üç katına çıkardım. yetmezmiş gibi açtım evgeny grinko dinliyorum. bu benim işte. bu beniiim işteeeee.. evgeny de istanbula gelmiş. gitmiş, pardon. çok özür dilerim hatalarım için. yapmamaya karar verirsem üçe katlayabilirim ama. çok pis katlarım.

30 Temmuz 2013 Salı

gökdelenden atılan  ülke

ülkemin saçlarıyla oynayarak büyüdüm
rüzgarını yapıştırdım yara bandı diye dizime
annemin karnında bir avuç Türkçeydim ben
uyurken masalımı Ağrı okurdu

ergenken kalbimde akıyordu Fırat
hacı bayram ameliyat etti beni kirlerimden
çocukken fotoğraf albümündeki ezanlara bakardım

ülkemde hayal kuran erkekler Süleymaniye’dir
görünmez atlarına binerek işlerine gider hepsi
kadınlar adını hecelese  mem-le-ket tir
Rabbim koru

Rabbim koru çeyiz sandıklarındaki ninnileri
ülkemi bir gökdelenden atacaklar
uzanan ellerini sen tut
 (şimdi az önce biraz da mısır benim ülkemdir, her şey yırtılabilir, biz yırtılmayalım)