ilesam'a ilk defa gittiğimde (1992) yanımda esin vardı. içeriye girip oturmamızla, muhittin abiden de evvel masamıza yaşlıca bir adam aceleyle gelip bir avuç fındık bıraktı. sonra elini uzattı. tokalaştık. hilmi oflaz'a allah rahmet eylesin. nasıl fındıksa yıllarca ayağımızı bağladı mekana.
bir de bursa'da yediğim baklava var. onu da yeni hatırladım. allah hayırlı lokmalar geçirsin boğazdan. bazısının tesiri sağlam oluyor vesselam..
7 Kasım 2008 Cuma
14 Ekim 2008 Salı
dido hikayesi
bir keresinde ülker, didolarda hatalı üretim yapmıştı. o bisküvi olması gereken kısmı da dışındaki çikolatadan doldurmuşlardı. ama bu hatalı seri tuhaf bir biçimde normal didolarla karışık olarak kolilenip satışa sunulmuştu. dışarıdan bakılınca hepsi dido, hepsinin fiyatı aynı ama bir kısmınnda fazladan çikolata var. biz lisedeydik. kantinde ben bu durumun farkına varınca ne yapsak da ayırt etsek şeklinde düşüncelere daldık. ben elle tartma yöntemi geliştirdim. kolideki bütün defolu didoları seçip aldık. amma çok çikolata yedik o akşam. halbuki çok da sevmem.
nurdan ne güzeldi yahu.. üzerinde kırmızı levis gömleği vardı o akşam, o gömleğini renginden çok kokusuyla hatırlıyorum (dolabından çıkarıp kokladığımı da hatırlıyorum okula gelmediği bir gün). kızı olmuş. ismini ayşe koymuş.
dün akşam dido yedik de oradan aklıma geldi. nanino dido dido nana dido şarkısı var bir de. kazım koyuncu'ya Allah rahmet etsin. dido lazca ihtiyar kadın demek, ya da ihtiyar adam, ikisinden biri, karıştırıyorum hep.
fatma nerede, iyi mi? ayşe nasıl oldu? arayıp sorsam daha yakışıklı bir davranış olur buraya yazmaktan. peki.
nurdan ne güzeldi yahu.. üzerinde kırmızı levis gömleği vardı o akşam, o gömleğini renginden çok kokusuyla hatırlıyorum (dolabından çıkarıp kokladığımı da hatırlıyorum okula gelmediği bir gün). kızı olmuş. ismini ayşe koymuş.
dün akşam dido yedik de oradan aklıma geldi. nanino dido dido nana dido şarkısı var bir de. kazım koyuncu'ya Allah rahmet etsin. dido lazca ihtiyar kadın demek, ya da ihtiyar adam, ikisinden biri, karıştırıyorum hep.
fatma nerede, iyi mi? ayşe nasıl oldu? arayıp sorsam daha yakışıklı bir davranış olur buraya yazmaktan. peki.
13 Ekim 2008 Pazartesi
8 Ekim 2008 Çarşamba
kapris
http://rapidshare.de/files/40635804/01_Ahmet_Meter_-_Kapris_1_-__erif_Muhiddin_Targan.mp3.html
Şerif Muhiddin Targan'ın Kapris'ini Ahmet Meter çalmış. ben çok severim.
kendim upload ettim (ben de başkasından indirdim tabi albümü, kanunsuzluğu konusunda içiniz rahat olsun!). afiyet olsun. emeğe saygı.
Şerif Muhiddin Targan'ın Kapris'ini Ahmet Meter çalmış. ben çok severim.
kendim upload ettim (ben de başkasından indirdim tabi albümü, kanunsuzluğu konusunda içiniz rahat olsun!). afiyet olsun. emeğe saygı.
26 Eylül 2008 Cuma
Kadir gecesi
Bugün, uzun zamandır bir şeyler yazamadığımı düşünüp zihnime baltalar indirirken Kadir, kadrini gösterip bana bir bohça bıraktı. Yavaşça düğümünü çözdüm bohçanın içinden eskinin baharatlı kokusuyla sarmaş dolaş olmuş muhteşem bir dua çıktı. Fuzuli üstadın, yani yazmanın sihri eline bulaşmış olan o efendinin duası: "Ey, Arap Acem ve Türk milletlerine feyiz veren Tanrım! Sen, Arap kavmini dünyanın en fasih konuşan milleti yaptın! Acem fasihlerinin ise sözlerini, İsa nefesi gibi, cana can katan bir güzelliğe ulaştırdın! Ben Türküm ve Türkçe söylemek istiyorum!. Tanrım benden iltifatını esirgeme!" Amin
25 Eylül 2008 Perşembe
vermek istemeseydi, istemek vermezdi*
dün teyzemin kızı Betül, kızı ve eşi Fatih sürpriz bir ziyarette bulundular evimize, şeref verdiler. zil çaldı, kapıyı açtım, Fatih gülümseyerek elindeki paketi uzattı: "fatih sarması istemişsin ayşe, buyur".
üstelik ben fatih sarması denen şeyden yıllardır yememiştim, öyle çok da sevmezdim eskiden. iki hafta önce birdenbire canım isteyene kadar dünyada böyle bir tatlı olduğunu bile unutmuştum.
artık konuşmakta hiç olmadığı kadar çok güçlük çekiyorum. malesef bu hayatımı değiştiren hadiseyi bütün letafetiyle anlatmaktan acizim. ama not edilmesini istedim. unutmaktan korktuğum için.
bir de fatih sarması, Fatih gitmiş almış o kadar işinin arasında Fatih'ten. bir fatih'ler deryası içinde izhar edilen ism-i latif'in cilveleri:)
*Said Nursi
üstelik ben fatih sarması denen şeyden yıllardır yememiştim, öyle çok da sevmezdim eskiden. iki hafta önce birdenbire canım isteyene kadar dünyada böyle bir tatlı olduğunu bile unutmuştum.
artık konuşmakta hiç olmadığı kadar çok güçlük çekiyorum. malesef bu hayatımı değiştiren hadiseyi bütün letafetiyle anlatmaktan acizim. ama not edilmesini istedim. unutmaktan korktuğum için.
bir de fatih sarması, Fatih gitmiş almış o kadar işinin arasında Fatih'ten. bir fatih'ler deryası içinde izhar edilen ism-i latif'in cilveleri:)
*Said Nursi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)