14 Şubat 2012 Salı
kaydı yayınla
bazen şehir sessizleşiyor, bazen bütün tanıdıklarım televizyonlarda, bazen uyanıkken görüyorum rüyalarımı, bir bardak ıhlamur beni iciyor sonra.
zaif ü nizar
kontrolsüz bir şekilde hızla kilo kaybediyorum. iştahımı kaybettim, bulan getirsin. geceleri yatmadan önce yediğim beyaz peynirli sandviçin ve leyla ile mecnun seyrederken götürdüğüm bir tencere patlamış mısırın ise miğdemi altüst etmekten başka bir faydası olmuyor.
zaten boyum kısa, çocuk gibi bişey oldum :(
10 Şubat 2012 Cuma
kız isimleri...
kızıma hamileyken evin beyi ne isim düşündüğümü sordu ( niyeyse tüm isimleri eninde sonunda o veriyor)Ihlamur demiştim. Adı ıhlamur olan bir kızın saadeti hiç bitmezmiş gibi geldi. sadece kendi saadeti mi, eşinin çocuklarının selam verdiklerinin... Ankarada katıldığım bir konferansta da Berrak isminde bir kızla tanışmıştım. Adının yüzünden peşine düştüm. insanı on ikiden vuran bir kız çıktı. tam isabet. Bana Berrak isminin kendisine, dinen güvendikleri bir büyüğün koyduğunu söylemişti. Rabbimin gizli esmalarından biriymiş. Adımın Berrak olmasını çok istemiştim o an. Aslında Ayşe ismine fena yanığımdır. Lakin Berrak'ın hayalime çizdiği "hal"i görseniz siz de Berrak olmak isterdiniz. Kamuran ismini de severim. abim evleneceği kızı bizimle tanıştırdığında yengeciğim bu isimle benden tam puan almıştı. Kamuran Zeynep'tir adı. Romanın içinden düşmüş gibi. çocuk hikayeleri yazıyorum bu aralar. bu nedenle bol bol isim kullanıyorum. sevdiğim isimleri, sesleri dolduruyorum sayfalara... Kısacık derinliği olmayan karton hikayeler çoğu. dört yedi yaş arası çocuklara iç konuşmalar, gel gitler yazılamayacağından hepsi sığ. fakat isimler renkli. Erkek isimlerinde çok güzel Mustafa, İsmail, İhsan, Ahmet, Latif, yusuf... o
9 Şubat 2012 Perşembe
doktor civanım
bu beşinci doktor tom baker. acizane fikrimce doktor who'ya tadını tuzunu, balını katan adamdır. (bkz: the pirate planet -douglas adams). atkısına hasta olduğumdur. ve de örerim ki ben bunu.
iticiler iticisi 11. doktorun tez zamanda rejenere olması temennilerimle yazımı noktalarken, gelenlerin gidenleri aratmayacağı bir dünya diliyorum.
the story of how i enjoyed the silence ones
bi keresinde dağda yürüyordum. nereden baksan en az üç diz boyu kar vardı. epeyce yürüdükten sonra yorgun düşüp durdum. işte hayatımın o anında, daha önce hayatımın hiç bir anında sessizliği duymamış olduğumu farkedip hayrete düştüm. meğer sessizlik duyulan bir şeymiş. inanmazsan bu günlerde o dağa çık, dinle. sonra uzaktan bir karga sesi geldi. ben de yoluma devam ettim.
8 Şubat 2012 Çarşamba
bir star wars severin itirafları-1
siyah, uzun montumun kapüşonunu ne zaman başıma geçirsem "come to the dark side" diyesim geliyor.
Etiketler:
ayşe geçen gün ne kadar boş bir insansın
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
