2 Mayıs 2013 Perşembe

Şimdi de Fatih için giyabi cenaze namazı kılınacakmış, gebzede tam göçtüğü yerde, yüzlerce de hatim okunmuş, lakin okunan hatimler çok zarif bir hareketle, fatih döneminde osmanlı toprakları olan yerlere dağıtılmış, yani bosnaya, arnavutluğa, eflak'a, azıcık da anadoluya - eee biz o zamanlar anadolu da daha azıcıktık, devletin fosforlu kısmı balkanlardaydı-

http://www.hunkaravefasempozyumu.org/


29 Nisan 2013 Pazartesi

Domates çekirdeklerim kuruyup tohum oldular. Onları toprağa ektim.

26 Nisan 2013 Cuma

geeks of the house

çocuklarımı iyi birer insan olarak yetiştirmeye çalışıyorum. hemen hemen her anne gibi. ama iyi bir insan olmakla doğrudan alakası olmayan bazı şeyleri de onlarda görmek istiyorum. bu tarafı tamamen keyfi alana giriyor.
bu yazıda, ihsandaki stars wars sevme cevherini nasıl açığa çıkarttığımı anlatacağım sizlere. öncelikle bu motivasyonumu, osmanın bilim kurgunun hiç bir türünden hazzetmemesi neticesinde içine düştüğüm yalnızlığa borçlu olduğumu belirtmek isterim.
bebekliğinden beri ihsan üzerinde bu amaca yönelik olarak çevirdiğim dolaplar sırasıyla ışıklı kalemi ışın kılıcı olarak tanıtmak, kapişonlu montumu giydirip may the force be with you şeklinde kendisine hitapta bulunmak, en rahat çoraplarını darth vader desenli seçerek onları tercih etmesine yardımcı olmak, bir takım star wars maketleri alıp en hayran olduğu insan olan avni dedesiyle birlikte yapmalarını sağlamak v.s.. şeklinde sıralanabilir.
fakat bu yaşına kadar içerik olarak pek uygun bulmadığım için filmleri seyrettirmedim. bir süre önce babasıyla kitapçıda gezerken star wars legolu kitap görüp yapışmış. osman geçenlerde alıp getirdi. legolarla oynarken artık filmi seyredebilir miyim lütfen anne please please diyerek kendisi ricada bulundurlar.
filmi açtım (the phantom menace; zira orijinal seriden başlarsak bağlantıyı kuramayabilirdi şu genç yaşında), her sahnede şimdi sıkıldım kapat diyecek diye diken üstünde bekliyorum. baktım ki pür dikkat izliyor. arada bir kapatayım sıkıldıysan filan diye yokladım. tık yok. biter bitmez ikincisini istedi. ama onu ya biraz sansürliycez ya da 3-5 sene daha beklememiz lazım.
velhasıl gün benim günümdür, artık iki kişiyiz!
peki ayşe hanım neden zehra değil de ihsan? diye soranlarınız olabilir. efendim, zehra bir şeyi sever ya da sevmez, ben onu kolay kolay yönlendiremem. çok şükür hali hazırda zevklerimizin kesişim kümesi oldukça geniş zaten. dolayısıyla onunla hususi olarak uğraşmadım. fakat filmi o da sıkılmadan seyretti. en çok da queen amidala'yı beğendi tabi ki. ama saçlarını komik komik yapmışlar.

25 Nisan 2013 Perşembe

link

bu linkte (umarım bu linkli doğru bir şekilde yapıştırmışımdır) 15 bin delikanlı, çanakkalede, - spor falan bakanlığının projesiyle- dedeleri gibi sabah namazı kılıyor. namazdan önce de yemek yiyorlar. çanakkale erlerinin 1914 yedikleri yemeklerin aynısını....
bahçede domates yetiştirmeye karar verdim. az önce, organik olduğu iddia edilen bir domatesin çekirdeklerini peçeteye koydum. kuruyunca toprağa ekip gelişmeleri buradan sizlerle paylaşacağım.

22 Nisan 2013 Pazartesi

fâsıla

buralar malum çok sıcak. son günlerde 36 dereceden gidiyoruz. ayrıca nem bu nemdir nem bu nemdir nem bu nemdir nem bu nem. saatte rahat bir bardak suyu terle kaybediyorumdur. ilk günlerde 28 derecede bile boğulur gibi oluyordum şimdi iyi kötü nefes alabiliyorum. klima uzun süre açık durunca gıcık yapıyor. vantilatör desen sırtıma sırtıma estikçe tutuluyorum. gene en iyisi yelpaze. ama o da işte el yorulması gibi şeyler..
yalnız arada öyle bir tatlı serin rüzgar çıkıyor ki, hastayken anneniz elini alnınıza koyup ateşinize bakar da hastalığın yarısı uçup gider ya ona benzetebilirim mesela.
başucunda merhametin nöbet beklediği hastadan hastalık bile korkar gider. sen mi yaman "o el" mi yaman derler adama. onun için sıcak mıcak... vız yani.
gene ben büyük konuşmayayım da bunun temmuzu var ağustosu var tıstıstıs :p

bu yazımda sembolik bir şekil yapmaya çalıştım. ayrıca dinlemekte olduğum yutüp videosunu eklemeye karar verdim şu anda. alakasını kurarsın ya da kurmazsın ona da ben karışamam. senin kendi hayatın sonuçta. tercihlerin olmasa ödüllerin veya cezaların da olmaz bebeyim.

gidersen sevgilim yaaşaayamam!

hastasıyım kuzey ışıklarının

 doctor who'nun dediği gibi "lots of planets have north" ama bizimkisi bir başka!