22 Nisan 2013 Pazartesi

eski türkler günaha "yazuk" derlermiş.
var mı daha kıyak bir kelime bulabilecek

20 Nisan 2013 Cumartesi

fena halde fena hal

hani uykunun pis yerinde uyanırsın da tam da uyanamazsın manyak gibi bişey olursun üzülemezsin sevinemezsin öldün mü kaldın mı ne oldun belli değildir. işte ondan. mütemadiyen.

18 Nisan 2013 Perşembe

he shot me down: bang bang!

Nancy teyze çok güzel söylüyor şarkıyı. Babasının sesine aşinaydım da kendisininkini ilk kill bill'de duymuştum. Vurulmuştum.

Ondan sonra ne zaman vurulsam çığlıklar koparan sesler değil, sakin sakin "bebeğim beni vurdu" diyen o ses döndü durdu içimde. Kötü bişey değil bu ama belki iyi de değildir.

Oradaki "bebeğim" kısmı çok ilgimi çekiyor. Yani öyle ki bir yabancı vuramaz zaten seni. Tabancalar, keskin nişancılar konumuz olmadığına göre başkasının "bang bang" leri sinek vızıltısı gibi gelirken, "my baby shot me down" .


17 Nisan 2013 Çarşamba

bir ingiliz bir alman.. bir laz.

dün gece bir alman, iki ingiliz ve iki avusturyalıyla aynı sofradaydım. ingilizlerden biri aslında macar'dı, biraz da romanyalıydı. pakistan'da doğmuş. ailesi de zaten şimdi yeni zelanda'da yaşıyormuş. ingilizliği bununla sınırlı olunca son derece şeker bir richard haline gelmiş bir amcamız. osman ona küçük kafalı richard diyor. gerçekten cüssesine göre ufak bir kafası var. ama hayatını kitap yapsa bestseller olur ilk de ben alıp okurum öyle de güzel bir adam.
alman biraz türktü biraz da mısırlıydı, arapça biliyordu. genellikle arap ülkelerinde yaşamış enteresan bir tip. süper bir tarih ve siyaset bilgisi. böyle bir arabic lawrance havası var. zaten tip de benziyor. gizli servisle filan da alakası var galiba. merkel'in danışmanıymış. sonlara doğru iyice kafayı bulup dili çözüldü ama malesef aksanı da kaydı. en heyecanlı yerinde almanca filmin dublajının kesilmesi gibi bişey.
ev sahibi olan avusturyalılardan bir tanesi çek'ti. manilaya gelmemiz şerefine kadeh kaldırdılar, limonata kadehimle karşılık verdim. o andaki kendime yabancılık hissini, ne oluya lan duygusunu tarif edemiycem.
yemek 9da bitti 12ye kadar ev sahibemiz yohanna'nın tatlıyı "pişirip" sofraya getirmesini bekledik. kadın her mutfağa gittiğinde tatlı gelecek diye beklerken yeni bir şarap şişesiyle geliyordu. bu arada yohanna'nın kocası bernt beyle avusturya'da yaşayan türklerin durumu ve milliyetçilik gibi mevzulara girdik. dedim ki biz onları türkiye'de bile pek hoş karşılamıyoruz sizin milliyetçiler de kendince haksız sayılmaz berntciğim. ama tabi olan olmuş, adamları kovmak çare değil, entegre etmeye bakacaksınız artık. bizde de oluyor bunlar. o kadar şeyapma yani dedim.
çay yok sigara yok o masada o tatlıyı ne bekledik arkadaş. ne bekledik...gele gele kakaolu sıcak kek geldi. yedik de kalktık çok şükür. eve geldik saat bir. çocuklar uyumuş.

12 Nisan 2013 Cuma

Maslow'un hiyerarji piramidi var, üstelik hümanist yaklaşım sonucu oluşmuş bir piramid bu, pirimidin sonuna gelenler kendini gerçekleştirmiş oluyor. en altta fizyolojik, sonra güvenlik sonra sevgi sonra saygı ardından entelektüel doyumunun gerçekleşmesi gerekiyor. ve tüm bunları halleden adam kendini gerçekleştiriyor. örnek olarak da Atatürk'ü falan vermişler. halbuki damat feridi vermeliydiler. Atatürk önce fizyolojik ihtiyaçlarını sonra paçasının güvenliğini sağlayarak mı piramidi devirmiş anlamadım. piramid ellilerin amerikan rüyası gibi, ev araba bahçe falan filan, sonra sıkıntıdan başka devletleri kurcalamak geliyor olmasın sırada. bir de bulanabilmiş en insancıl yaklaşımın bu olması insanı öldürüyor. diğer koca koca kuramlar insanı hayvanla bir tutup felselerini ortaya koymuş. gözünü sevdiğimin dini, (islam bile demiyom) şu bilimden kurtar bizi

6 Nisan 2013 Cumartesi

bügün dersanedeki hoca, tostla ayranı aynı anda bitirebilen tek milletin Türkler olduğunu söyledi. bu bir matematiksel zekaymış. sonunda matematiğin neresinde iyi olduğumu anladım

4 Nisan 2013 Perşembe

-çok mutluyum çok
-sallama
-hayır hiç sallanmıyorum
-salak