1 Nisan 2008 Salı

sarı şakayık beyaz şakayık

31 Mart 2008 Pazartesi

Fatih Özgüven

Borges'i çok severim ben. Yıllar önce "Yolları Çatallanan Bahçe"yi Ankara Dost'tan alıp bana hediye etmişti Osman. Hikayelerdeki harikulade zekice kurgunun ötesinde dilindeki akıcılıkla da hayranlığımı kazanmıştı kitap. Elbette çeviriydi. Borges'in dili aslen nasıl kullandığını bilemiyorum. Ama en çok bu kadar güzel kullanmış olabilir bir insan kendi dilini. Daha sonra Tomris Uyar çevirisi olan bazı öykülerini de okudum Borges'in. Her seferinde tutukluk yaşadım. Daha doğrusu Tomris Uyar'ın arı türkçe kullanmak pahasına gözden çıkardığı okunabilirliğin kurbanı oldum.
Bir kaç ay önce hayatımın ilk Nabokov kitabını elime aldığımda farkında değildim ama Allah beni ikinci defa bir çeviri harikasıyla karşılaştırmış ve böylece Nabakov gibi olağanüstü bir yazarı gözden kaçırmama engel olmuş meğerse. Eğer okuduğum ilk Nabakov (Allah korusun!) bir Tomris Uyar tercümesi olsaymış (mesela Pnin) gerçek kıymetini hiç anlamayabilirdim Nabokov'un. Düşünmesi bile korkunç :) Borges'in aksine Nabokov ingilizce yazdığı için bazı yazdıklarını orijinalinden okuma fırsatım da oldu. Neredeyse diyebilirim ki Fatih Özgüven orijinalinden de iyi çevirmiş.
Bu yazı adam gibi olsun istedim ama kafayı zorladıkça sıkıcılaşıyorum onun da farkındayım. Zaten Osman da işten döndü şimdi gidip sofra kurmam lazım.
Son olarak lafın özü: Fatih Özgüven ne çevirirse okunmaya değerdir. Fatih Özgüven'in Türk romancılığı üzerine ettiği laflar önemlidir. (ideefixe'ten röportajı izlenebiliyor) Tomris Uyar her ne kadar ikinci yeninin gelini filanmışsa da (hem de su gibi güzel bir kadınmış) ölenin arkasından laf edilmez ama tercüme işinde berbatmış. Bir daha çevirdiği kitabı almam, okumam. Okumayınız. Şu anda da Pnin'le boğuşuyorum. Seziyorum aslında ne kadar leziz cümleler olduğunu okuduklarımın. Böyle tuzlu çilekli pasta yemek gibi bişey..

ekleme: Fatma sen zaten söylemiştin Fatih Özgüven'i iyi biliriz gibi birşeyler.. aylak adam/yusuf atılgan tavsiye ediyorlar kendileri. okuyalım kısmetse. Bir de kitapyurdu.com aynı siparişi iki defa gönderdi. Elimde fazladan üç kitap var (Pnin, Körlük-jose saramago, derviş ve ölüm-selimoviç) Paylaşabiliriz :)

baharın semptomatik etkileri

balkondaki saksılara çiçekler diktim: biri sarı biri beyaz iki şakayık, bir kırmızı sardunya iki de adını bilmediğim çiçek.
migren yokladı geçti.

28 Mart 2008 Cuma

eh

aklıma bir şey gelirse, canım aklıma gelen şeyi yazmak isterse yazarım. canımın istediği gibi yazarım. yok, aklıma bir şey gelmezse, o zaman yazmam. ne yazıyim zaten aklıma bir şey gelmedikten sonra?
ne iyi yapmışsın. fiili duan ne güzel.. ağlattı beni.

oraya yazamadım. ne yazsam yakışmayacaktı üstüne.

27 Mart 2008 Perşembe

içten duygularla..

buraya neden genellikle şikayetlerimi yazdığımı düşündüm.

insanlara gülümsüyorum. yumuşak bir sesle konuşuyorum. damarıma basıldığında ya da kalbime bir taş fırlatıldığında bile tavrımı çok değiştirmiyorum.

ama içerde konuşup duran bir fatma var. insanlara, olaylara dair yorumlar getiren. kendisini yargılayıp duran bir fatma.

dıştan durgun görünen içten coşkun akan bir nehir gibiyim. burası da benim iç dünyama çok yakın..

evet, düşündüm düşündüm, bunu buldum.

buderdilenereleregideyim...

Allah'ım, yeniden o yüzbin defa edilen dua:
Bana kardeşimi geri ver! Çok özledim. Lütfen...